Rüya Tabirleri

Rüya Tabirler Portalı, Rüya Yorumları, Rüya Yorumu, Ücretsiz Rüya Yorumları

28 Mart 2007 Çarşamba

Rüya Tabirleri ve Siz

Merhabalar;
Öncelikle sitemize hoş geldiniz.

Sizlerde gördüğünüz rüyaları ve sonrasında yaşadıklarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz.

İyi Rüyalar...

Evliya Çelebi

"SEYAHAT YA RESULALLAH!"
Evliya Çelebi, 1611-1682 yılları arasında yaşamış ve dünyanın çeşitli yerlerini dolaşarak gezip gördüklerini ve hakkında bilgi topladığı şeyleri "Seyahatname" adlı muazzam eserinde toplamış bir şahsiyettir. Babasının sarayda bulunduğu dikkate alınırsa, pekala yüksek rütbelere nail olabileceği halde sevimli ve pek zeki tavrıyla buna iltifat etmemiştir. Küçük yaşlardan itibaren gezip görmeye karşı muazzam bir heves beslemiş, fakat ebeveyninden izin alamadığı için bunu gerçekleştirememiştir.

Henüz gençlik çağlarındadır. Bir gece bir rüya gördüğünü, eserinin başında nakleder. Rüyasında, İstanbul' da Yemiş İskelesi civarında Ahi çelebi Camiindedir. Orada muazzam bir cemaat vardır. Dikkat eder, Peygamber Efendimizi (a.s.m.) baş tarafta görür. Dört sadık halifesi ve diğer ashabı da hep oradadırlar. Topluluk muhteşem bir tablo arzetmektedir. Kapıdan içeri giren Çelebi, bir türlü ileriye gitmeye ve ziyarete cesaret edememektedir. Mecliste sohbete devam edilirken kapıda bir zat görür ve sonra "Korkma yavrum, benimle gel. Peygamber Efendimizi (a.s.m.) ziyaret et." der. Fakat Evliya Çelebi, bu kalabalık karşısında adeta çakılıp kalmıştır. Bir adım dahi ileri atamamaktadır. Su dağıtan bu zat, onun elinden tutar, safları yavaş yavaş geçerler.Çelebi'nin nefesi sanki kesilir duruma gelmiştir. Yaklaşırlar. Fahr-i Kainat Efendimizi ziyaret eder. Oraya gidinceye kadar aklında hep şefaat dilernek arzusu vardır, fakat heyecandan bunu unutur. "Şefaat ya Resulallah!" diyecek yerde "Seyahat ya Resulallah!" der. Cenab-ı Peygamber, gülümseyerek seyahatini müjdeler.

Çelebi, uyandığı zaman, son derece mesrur, fakat heyecandan ter içindedir. Artık büyük kapıdan izin çıktığına göre, elbette küçük kapılar müsaade edecektir. Böylece, 70 yaşına kadar sürecek ve çeşitli tehlike, sıkıntı ve hadiseler geç irmesine rağmen vazgeçmeyeceği seyahati başlar.

Atatürk'ün Rüyaları

ANNESİNİN ÖLÜMÜNÜ RÜYASINDA GÖRMESİ
Atatürk bir sabah yatağından endişe içinde kalktı.Bir rüya görmüştü ve bu rüya canını çok sıkmıştı.Atatürk bu rüyayı şöyle nakletmiştir.” Arazide dolaşıyoruz. Her taraf yemyeşil, çayır çimen. Birden bire bir sel geliyor, annemi alıp götürüyor.”

Bu rüyanın akabinde acı haber, kısa bir süre sonra yaveri Salih'in yolladığı şifreli telgraf ile gelir. Atatürk telgrafın şifreli olduğunu görünce hemen " Annem öldü değil mi " der.”

SALİH BOZOK ‘UN İNTİHAR EDECEĞİNİ RÜYASINDA GÖRMESİ
Salih Bozok Atatürk'ün yaverliğini yapmıştı. Atatürk sağlığında onunla ilgili gördüğü rüyasını Salih Bozok'a anlatmıştı:

"Büyük bir otelin salonunda oturuyormuşuz. Yanımda sende varmışsın. Salonun bir köşesinde bilardo masası varmış. Masanın başında, arkası bize dönük olan bir zat oturuyor. Tam bu sırada odanın kapısı açıldı ve iri yarı 30 kadar adam içeri girdiler. Bunlardan biri eline bilardo masasından bir ıstaka alarak masanın önünde oturan benim teşhis edemediğim zatın omzuna bütün kuvvetiyle indirmeye başladı.

Omzuna vurulan zat ayağa kalkarak, kendini müdafaa etmekte ve "Bana niye vuruyorsun" diye hiddetle haykırmaktayken, Salih bana göz ucu ile ne yapmak lazım gibisinden baktın. Ben sana sakın kıpırdama manasına gelen bir işaretle sükunete davet ettim. Bu sırada eli ıstakalı adam, bize doğru yaklaşarak karşımızda tehditkar bir vaziyet aldı.

Bu sefer Salih sen yine müdahale etmek istedin. Ben sana sus işareti verdikten sonra, o azılı adama dönerek

"Sen kimsin ne istiyorsun" diye sordum.

Adam bu suale cevap vereceği yerde, cebinden bir tabanca çıkartarak iki kurşun sıktı. Biri bana, öteki sana. Sonra adam bize "Kalkın dans edelim" emrini verdi. İkimizde kalkıp onun huzurunda dans ettik."

Bilindiği gibi Atatürk'ün ölümünden sonra Salih Bozok tabancasıyla intihar etmiş ancak kurtarılmıştır.



ATATÜRK’ÜN GÖRDÜĞÜ SON RÜYA
26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı. Prof. Afet İnan, olayı şöyle anlatıyor:

O geceyi rahatsız geçirdi. İlk komayı o zaman atlatmıştı. Ertesi sabahki açıklamasında :

"Demek ölüm böyle olacak" diyerek uzun bir rüya gördüğünü anlattı.

Salih'e söyle, ikimiz de kuyuya düştük, fakat o kurtuldu" dedi.

Atatürk'ün burada "kuyuya düşme" sembolü ile gördüğü rüya vizyonu, kendisinin de söylediği gibi ölümünün habercisiydi. Salih Bozok'un kuyudan kurtulması ise, Atatürk'ün vefat ettiği gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un intihar etmesi sonucu kurtarılmasını simgeliyordu...

Bu Atatürk'ün gerçekleşen son rüyasıydı...

Doğru Rüyalar

İnsanlara bir mesaj vermek için doğruca gösterilmiş, yorumu yapılmasi gereken , ibret ve ders alınması, iyi algılanması gereken rüyalar..

Şeytani Rüyalar

Net olmayan, karışık ve seçilmesi zor olan,bir konudan diğer konuya atlayan, sadece korku yüklü olan, Sarhoşken ve kendini bilmeden görülen rüyalar gibi...

Yaşanılan Rüyalar

Günde yaşanılanların etkisi ile görülen rüyalar:Bizi çok etkileyen , çok düşündüğümüz, o konu ile gündüz hasır nesir olduğumuz, çok merak ettiğimiz konular hakkında gece gördüğümüz rüyalar. Bunların bir kısmı yorumlanmaya değer olsada bir kısmı sadece ehvam ve kuruntudan ibarettir.

Rüya Tabirleri

Yorumlanmamış bir rüya okunmamış bir mektuba benzer."Hayatımızın yaklaşık üçte birini uykuda geçirmekteyiz. Bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesi demektir. Uyku, günlük çalışmalardan yorgun düşen insan bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zamanıdır. Ünlü ruhbilimci Sigmund Freud'un da araştırmalarının büyük bölümünü oluşturan uyku sırasında, kişinin bilinç altında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtiği varsayılır. İşte bizler bu olguya Rüya adını veriyoruz.